Venöz Yetmezlik Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Venöz yetmezlik, bacak toplardamarlarının kanı kalbe doğru yeterince etkili şekilde taşıyamaması sonucu ortaya çıkan bir dolaşım problemidir. Toplardamar içerisindeki kapakçıkların işlevini kaybetmesiyle kanın bir bölümü aşağı doğru geri kaçar ve özellikle uzun süre ayakta kalındığında bacak damarlarındaki basınç artar. Venöz yetmezlik başlangıç döneminde yalnızca bacaklarda ağırlık, yorgunluk veya akşam saatlerinde oluşan şişlik gibi yakınmalara neden olabilir. Ancak altta yatan damar problemi devam ettiği sürece tablo zaman içinde ilerleyebilir.
Bu nedenle venöz yetmezlik cilt üzerinde görülen damarların oluşturduğu estetik bir sorun olarak değerlendirilmemelidir. Hastalığın ilerleme biçimi kişiden kişiye değişmekle birlikte tedavi edilmeyen olgularda toplardamar basıncının uzun süre yüksek kalması dokular üzerinde çeşitli değişikliklere yol açabilir.
Toplardamarlardaki kan akımının bozulması uzun süre devam ettiğinde bacak dokularındaki sıvı dengesi etkilenebilir. Başlangıçta geçici görünen şişlik ve ağırlık hissi zamanla daha kalıcı hale gelebilir. Bu nedenle şikâyetlerin sıklığı ve şiddeti kadar, venöz sistemdeki problemin kaynağının belirlenmesi de önemlidir.
Bacaklarda Şişlik Kalıcı Hale Gelebilir
Venöz yetmezliğin erken döneminde özellikle günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıkan ayak bileği ve bacak şişliği, dinlenme veya bacakların yukarı kaldırılmasıyla azalabilir. Hastalık ilerledikçe damar içerisindeki basınç artışının daha uzun süre devam etmesi, dokularda sıvı birikiminin belirginleşmesine neden olabilir.
Başlangıçta gün sonunda fark edilen ödemin zamanla daha uzun süre devam etmesi, venöz dolaşımın değerlendirilmesi gerektiğini gösteren bulgulardan biridir. Şişliğin tek başına varis anlamına gelmediği de unutulmamalıdır. Altta yatan damar yapısının Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi gerekebilir.
Varisler Belirginleşebilir ve İlerleyebilir
Venöz yetmezlik ile birlikte toplardamar içerisindeki basınç yükseldiğinde yüzeysel damarlar daha fazla belirginleşebilir. Başlangıçta ince damarlar veya hafif kabarıklık şeklinde görülen varisler zaman içerisinde daha geniş, kıvrımlı ve belirgin hale gelebilir.
Burada önemli olan gözle görülen damarın kendisi olmayıp ciltte belirginleşen varis, daha derindeki toplardamar sisteminde bulunan kapakçık yetmezliğinin dışarıdan görülen sonucu olabilir. Bu nedenle sadece görünen damara müdahale edilmesi altta yatan venöz problemin devam ettiği bazı hastalarda yeterli olmayabilir.
Ciltte Renk ve Yapı Değişiklikleri Ortaya Çıkabilir
Venöz basıncın uzun süre yüksek seyretmesi bacakların özellikle alt bölümündeki cilt ve cilt altı dokularını etkileyebilmektedir. Zaman içerisinde ayak bileği çevresinde kahverengimsi renk değişiklikleri ciltte sertleşme veya dokunun normal esnekliğini kaybetmesi gibi bulgular gelişebilir.
Ciltte meydana gelen bu değişiklikler venöz yetmezliğin çevre dokuları da etkilediğini gösterir. Bu aşamada tedavinin amacı venöz basınç probleminin kaynağını değerlendirmek ve hastalığın ilerlemesini önlemeye yönelik uygun yaklaşımı belirlemektir.
Bacaklarda Ağrı, Ağırlık ve Gerilme Hissi Artabilir
Venöz yetmezlikte şikayetler çoğu zaman gün boyunca aynı şiddette kalmaz. Uzun süre ayakta durmak veya hareketsiz kalmak yakınmaları artırabilir. Bacaklarda dolgunluk, gerilme, yanma veya ağrı hissi özellikle günün son bölümünde daha belirgin hale gelebilir.
Bu yakınmaların şiddeti ile damar hastalığının derecesi her zaman birebir örtüşmez. Bazı kişilerde belirgin varisler olmasına rağmen şikayetler sınırlı olabilirken bazı hastalarda dışarıdan çok belirgin damar görüntüsü olmadan da ciddi venöz yakınmalar görülebilir. Bu nedenle ağrının seviyesine bakarak hastalığın ilerleme derecesi hakkında karar verilmemelidir.
İleri Dönemde Venöz Ülser Gelişebilir
Uzun süre kontrol altında olmayan kronik venöz yetmezlik ileri aşamalarda cilt ve cilt altı dokuların beslenmesini ve iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Bunun sonucunda özellikle ayak bileği çevresinde iyileşmesi güç yaralar ortaya çıkabilir. Bu yaralar venöz bacak ülseri olarak adlandırılır.
Venöz ülser geliştiğinde açık yaranın bakımı, enfeksiyon riskinin değerlendirilmesi ve yaranın oluşmasına katkıda bulunan venöz dolaşım bozukluğunun ele alınması gerekir. Bu nedenle uzun süredir kapanmayan veya tekrarlayan bacak yaraları ihmal edilmemelidir.
Bacakta hızla artan şişlik, belirgin ağrı, ciltte yeni gelişen renk değişikliği, iyileşmeyen yara, ani ortaya çıkan damar belirginliği veya alışılmış şikayetlerden farklı yeni bir tablo oluştuğunda tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Özellikle ani başlayan tek taraflı bacak şişliği ve ağrısı, yalnızca varis olarak kabul edilmemelidir.
Venöz Yetmezlik Pıhtı ile Aynı Hastalık Değildir
Venöz yetmezlik ile toplardamar pıhtısı aynı durum değildir. Kronik venöz yetmezlik genellikle toplardamar kapaklarının işlev bozukluğu ve buna bağlı kanın geri kaçışıyla ilişkilidir. Toplardamar trombozu ise damar içerisinde pıhtı oluşmasıdır ve farklı bir klinik değerlendirme gerektirir.
Bu ayrım özellikle ani başlayan tek taraflı şişlik, ağrı, hassasiyet veya bacakta belirgin ısı değişikliği gibi bulguların varlığında pıhtı olasılığı ayrıca değerlendirilmelidir. Böyle bir tabloyu daha önce mevcut olan varislere bağlayarak beklemek doğru değildir.
Venöz Yetmezlik İlerlemeden Tedavi Planı Neden Önemlidir?
Venöz yetmezlikte varis tedavisi ciltte görülen damarların büyüklüğüne göre verilmez. Hangi damarda kaçak olduğu, reflünün düzeyi, yüzeysel ve derin venöz sistemin durumu ve hastanın şikâyetleri birlikte değerlendirilir. Bu nedenle klinik muayene ile birlikte Doppler ultrasonografi, tedavi planının oluşturulmasında önemli bir yere sahiptir.
Her hastada aynı yöntemin uygulanması doğru değildir. Bazı hastalarda yaşam tarzı düzenlemeleri ve kompresyon tedavisi ön plana çıkarken, uygun hastalarda endovenöz girişimler, skleroterapi veya farklı damar tedavileri değerlendirilebilir. Tedavi seçimi, damar yapısının ve venöz yetmezliğin kaynağının belirlenmesinden sonra kişiye özel olarak yapılmalıdır.
Venöz Yetmezlik Tedavi Edilmezse Mutlaka İlerler mi?
Hayır. Venöz yetmezliğin doğal seyri her hastada aynı değildir. Hastalığın derecesi, etkilenen damarlar, kişinin günlük yaşamındaki hareket düzeyi, kilo, uzun süre ayakta kalma veya oturma gibi faktörler ve eşlik eden damar problemleri klinik tabloyu etkileyebilir.
Ancak mevcut venöz reflünün ve buna bağlı şikayetlerin değerlendirilmeden bırakılması, ileride ortaya çıkabilecek değişikliklerin erken fark edilmesini zorlaştırabilir. Özellikle giderek artan şişlik, belirginleşen varisler, cilt değişiklikleri veya iyileşmeyen yaralar varsa hastalığın damar sistemi açısından yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Venöz Yetmezlikte Doğru Yaklaşım Nasıl Belirlenir?
Venöz yetmezlik şüphesinde ilk aşama şikayetlerin ve damar yapısının birlikte değerlendirilmesidir. Muayene sırasında bacaklardaki damarların görünümü, ödem, cilt değişiklikleri ve mevcut yakınmalar değerlendirilir. Gerektiğinde Doppler ultrasonografi ile toplardamarlardaki kan akımı ve reflü araştırılır.
Buradaki temel amaç varisin oluşmasına neden olan venöz dolaşım bozukluğunu doğru şekilde ortaya koymaktır. Böylece tedavi yöntemi hastanın damar anatomisine, hastalığın düzeyine ve klinik ihtiyaçlarına göre belirlenebilir.
Venöz yetmezlikte erken değerlendirme hastalığın mevcut durumunun ortaya konulmasını ve uygun tedavi seçeneklerinin zamanında ele alınmasını sağlar. Özellikle bacaklarda sürekli hale gelen şişlik, belirginleşen varisler veya ciltte değişiklikler varsa yalnızca kozmetik bir problem olduğu düşünülmemelidir.
Sonuç
Venöz yetmezlik tedavi edilmediğinde her hastada aynı şekilde ilerleyen bir tablo değildir. Bununla birlikte uzun süre devam eden venöz basınç artışı; bacaklarda kalıcı ödem, belirgin varisler, ciltte renk ve yapı değişiklikleri ve ileri vakalarda venöz ülser gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle özellikle giderek artan veya günlük yaşamı etkileyen şikayetlerde damar sisteminin değerlendirilmesi önem taşır.
Venöz yetmezlik tanısı veya şüphesi bulunan hastalarda uygulanacak tedavi için altta yatan venöz reflünün hangi damardan kaynaklandığının belirlenmesi ve buna göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturulması doğru yaklaşımın temelini oluşturur.

